July 2009

Yazın en önemli aksesuvarı: Plaj çantaları

“Küresel ısınma var diyorlardı ama yaz gelemedi bir türlü!”, “Havalar bir soğuk bir sıcak, ne giyeceğimi şaşırdım!” diye söylenip dururken bir baktık ki yazlık mekanlar açıldı, tenler hafif bronzlaştı ve havuz başı keyifleri başladı. Bu da artık plaj kitabımızı, güneş losyonumuzu, havlumuzu ve hepsi birer sanat eseri olan bikinilerimizi koymak için mükemmel çantayı araştırma zamanının geldiği anlamına geliyor. Neyse ki bu yazın plaj modası sizi hiç hayal kırıklığına uğratmayacak.

marc-by-marc-jacobs.jpg

Cıvıl cıvıl renkler, çeşit çeşit kumaşlar ve dikkat çeken kesimlerle bu sezon plajların da sokaklardan eksik kalır yanı yok. Doğal taşlardan oluşan sıra sıra kolyeler, gladyatör sandaletler ve incecik bir üst ile dekore ettiğiniz plaj stilinizin tamamlayıcı parçası ise kesinlikle içinde bu sezonun olmazsa olmazı Panama şapkanızın bulunduğu büyük bir PVC çanta olmalı. Geçen senelerde Prada’nın balık desenli modeli ve Michael Kors’un altın renkli tasarımı ile sessiz sessiz sahillerde yerini alan plastik plaj çantaları, bu yaz tamamen hakimiyetini ilan etmiş durumda. Bir çok tasarımcı, yaz koleksiyonunda kullandıkları desenleri plastik çantalar üstünde geniş kitlelere duyurma çabasına girmiş gibi gözüküyor, çünkü bu çantalar plastik oldukları için, hem kıyafetlerden daha uygun fiyatlı hem de daha sık kullanılıyor.

stellabag.jpg

Tabi modanın plastik çantalar olması bize fazladan iş çıkartmıyor da değil, çünkü malum çanta şeffaf olunca içine öyle rastgele eşya koymak olmuyor. Yani özetle, bu yaz bikinileriniz, havlunuz, terlikleriniz, gözlüğünüz hatta iPod’unuzun rengi bile kıyafetiniz için stratejik birer aksesuar aslında. PVC çantaların en eğlenceli ve yaratıcı örneklerinin başında, sosyetik tasarımcı Stella McCartney’nin deniz dalgası ve yelken desenli modeli geliyor. Hatta işi abartıp aynı desenden gömlek-elbise ve bikini de alabilmeniz mümkün. Ama hepsini aynı anda giymemek şartıyla! “Ben yazın imaj için bu kadar uğraşamam, dinlenmeme ve eğlenmeme bakarım,” diyenler için ise Marc Jacobs, Marc by Marc Jacobs markası için her ayrıntısı düşünülmüş pratik bir çanta hazırlamış. Üstüne de havalı bir kız resmi koymuş. Plaj terliği, havlusu ve şapkası ile beraber satılan bu çantanın adı da pek sevimli: ’Miss Marc’. Bir de modanın en favori illüstratörü Julie Verhoeven’un Mulberry için tasarladıği, dondurma desenli plastik şeffaf çantanın hem modeli hem de fiyatı, bu yaz cebinize şeker tadında gelecek.

mulberry-ice-cream-tote.png

Ayaklarınızı yakacağından korkmuyorsanız, bu modayı bir adım daha ileri götürüp Tods, Marni, Givenchy, Burberry gibi markaların birbirinden neşeli plastik plaj ayakkabı ve terlikleri ile tamamlayın derim. Doğal taşlardan abartılı takılar, sandaletler, büyük çerçeveli gözlükler ve içindeki herşeyin birbirine uyumlu hazırlandığı PVC çantanız… Eğer hepsi hazırsa, arkadaşlarınızın fotoğraf makinalarına zevkle poz vermeye başlayabilirsiniz!

Modada Mimari Esintiler
frankiemorello.jpg lv yslcage.jpg
Kimi zaman iklimler, kimi zaman yaşam tarzı veya şehirler, bazen de ünlüler, modanın temel ilham kaynaklarıdır. Bu sezon ise bu tanıma, tarihi yapıları ile göz kamaştıran ve Avrupa’nın en öne çıkan binaları da katılıyor.

Londra’nın ilk alışveriş merkezi ve lüksün hakimiyet alanı Selfridges, hiç değişmeyen görkemi ile geçtiğimiz mayıs ayında 100. senesini kutladı. Yellow Festival adı altında, yaz boyu sürecek etkinlikler ile her yeri imzası haline gelen sarı renkle donatan alışveriş merkezi, kendine yakışanı yaptı ve ünlü modacıların tasarımlarında da boy gösterdi. Giles Deacon, Marc Jacobs, Paul Smith, Giuseppe Zanotti, Jimmy Choo, Lulu Guiness, Mulberry, Levi’s, Absolut 100, Ralph Lauren ve Smythson gibi bir sürü ünlü markanın tasarımlarından oluşan limited edition Pantone 109 koleksiyonu, Selfridges‘in 100. yılı şerefine yaratıldı. Giles Deacon’un şirin mi şirin göz desenli elbisesi ve Juicy Couture’ın Selfridges torbası şeklindeki anahtarlığı ile katıldığı bu koleksiyonun, sadece sarı ve siyahtan oluştuğunu ve bütün parçalar bir aradayken ciddi şekilde dikkat çektiğini söylemeye herhalde gerek yok.

pantone.jpg

Ve diğer bir tarihi yapı, herkesin görüntüsünü kendi evlerinden iyi bildiği Eyfel Kulesi, yapılışının 120. yılını kutluyor. Dile kolay, modaya ilham veren tam 120 yıl…

1978 yılında, Louis Vuitton’un 125. yılını bavullardan yaptığı kule şekliyle kutlaması ile modada aktif rol oynamaya başlayan Eyfel Kulesi, 2000 yılında Gaultier’in file kumaşından elbisesinin üstündeki resmi ile defilelerde de kendine yer edindi. 2005′te Frankie Morello defilesinde şapka şeklinde, 2006′da Sonia Rykiel’in ceketinde broş olarak, 2007′de ise tshirtlerin üstündeki Marc Jacobs yazısındaki A harflerinde karşımıza çıktı. 120. yılında da en önemli şovlarda ön sıraları kimseye kaptırmadı. 2009 yaz sezonu için Chanel’in siyah beyaz file elbisesinde, Dries Van Noten beyaz siyah kareli kule şeklinde bağlanan elbisesinde, hep Eyfel’in silüetini gördük. Yves Saint Laurent ise yüksek topuklu, tıpkı kule gibi kare kare deliklerden oluşan botları ile kutlamalara katıldı. Tsumori Chisato’nun Eyfel’li çantası, Alberto Guardiani’nin kulenin fotoğrafının bulunduğu ayakkabıları da sezonun yükselen parçaları arasında.

Gökdelenleri andıran topuklar, tarihsel esintili elbiseler, piramit şeklinde çantalar ile Eyfel Kulesi moda dünyasına bu sezon bir kez daha damgasını vurmayı başarıyor.

Tasarımcılar artık ucuza gidiyor!

Tanınmış ucuz hazırgiyim mağazalarında ünlü tasarımcıların kıyafetlerini görürseniz şaşırmayın. Çünkü bu aralar son trend, modacıların ulaşılabilir koleksiyonlar ile daha geniş bir grubu hedef kitlesine alması. H&M bunu çok önceden yapmaya başladı. H&M için koleksiyon hazırlayan son marka Jimmy Choo oldu.

jimmy.jpg

Halktan kopuk bir imaj çizen ve fiyatları ile tüketicinin mağazadan içeri girmeye bile çekinmesine neden olan tasarımcılar, onları arzu nesnesi haline getiren bu anlayışlarından vazgeçerek daha samimi bir hava yaratıyorlar. Ya da deyim yerindeyse yan çiziyorlar. Altın çağını yaşayan bu trend’in nedeni aslında hem ekonomik kriz hem de kolay yoldan tüm dünyada tanınma isteği. Normalde ancak fashion tv’de gördüğümüz tasarımlar bu yolla dolabımıza geliyor. Sonuç ise basit: Çok insana ucuza ürün satmak yani sürümden para kazanmak.

Bunun son zamanlardaki en ses getiren örnekleri arasında tanınmış bir Türk tasarımcı da var. Hüseyin Çağlayan’ın, masadan etek yapmaktan ya da uzay yolculuğunu andıran defileleri hazırlamaktan arta kalan bir zamanı varmış demek ki, ünlü jean markası J Brand için sonbaharda çıkacak olan bir koleksiyon hazırladı. Bu koleksiyon sayesinde Hüseyin Çağlayan daha çok isim yapıyor, J Brand de yaratıcı ve yenilikçi tarafını ön plana çıkarıyor. Yani durum tüketiciyi de sayarsak, üç tarafında yararına sonuçlanıyor. Ucuz hazırgiyim diyince ilk akla gelen H&M zaten bu işbirliklerini uzun zamandır yapıyor. Artık alışkanlık haline gelen bu koleksiyonlar da H&M’in ağına takılan son isim Jimmy Choo oldu. Ayakkabı, çanta gibi aksesuarların yanı sıra onlara uygun elbiseler de tasarlayacak olan Jimmy Choo’nun, koleksiyonu sonbaharda raflardaki yerini alacak. H&M için hazırlanan bu tasarımların her zamanki gibi mağazalarda izdihama neden olağını önceden kestirmek hiç de zor değil.
H&M’in izinden giden Uniqlo ise, sıkıcı ama kullanışlı kıyafetlerini Alman tasarımcı Jil Sander’ın +J adlı koleksiyonu ile çekici hale getirme kararı aldı. Ceket, etek, tshirt ve örgü tasarımlarından oluşan koleksiyonun ne zaman çıkacağı daha belli olmasa da, şimdiden moda dünyasında ses getirmeye başladı bile.

chalayanjbrand.jpg

Stella McCartney GapKids ve babyGap ile yaptığı anlaşma sonucu küçüklerin dünyasına da el atarak, sokakların stil ikonu anne ve çocuklar ile dolmasını sağlayacak. Böylece kendi İngiliz tarzıyla, Gap’in Amerikan rahatlığını birleştirerek yarattığı ‘rahat şıklık,’ 7’den 70’e herkesin tasarım giymesine olanak verecek. Son olarak modanın yeni soluklarından Sophia Kokosalaki, Diesel’in Black Gold koleksiyonunun başına getirildi. Siyaha ve kot kumaşa olan tutkusu ile bilinen Yunan tasarımcı, bu iş için kesinlikle en mükemmel isim.

‘Ulaşılabilir lüks’ sayesinde herkesin dolabında tasarımcı parçaları olması artık hiç de zor değil. Tabi biraz kaliteden ödün vermek, biraz da pişti olma olasılığını göz önüne almak şartıyla.

Yazın deri giymek: Şık mı yoksa tamamen yanlış mı?

Havalar son bir haftadır serin ve yağmurlu evet, ama yine de kışlık dolabımıza geri dönecek bir soğuk olduğunu düşünmüyordum. Ta ki son günlerin davetlerinde ünlülerin giydiklerini görene kadar. Uzun zamandır ‘çantayla ayakkabı takım olmalı’ ya da ‘kışın beyaz giyilmez’ gibi bizi kısıtlayan tabulardan vezgeçmiş olabiliriz ama, son bir trend var ki, modada herşeye açığım diyen bir çok insanı bile zorlayacak gibi görünüyor: Yazın deri giymek!

Proenza Schouler‘in Resort 2010 koleksiyonu sayesinde deri kıyafetler bu aralar bütün kırmızı halı davetlerini sarmış durumda. Kırmızı halıda deriyle gördüğümüz ünlülerin başında ise basmakalıp kurallardan sıkılmış olan ve havanın serinlemesini fırsat bilen Chloë Sevigny ve Emma Watson geliyor.
chloesevigny.jpg emmawatson.jpg
A Magazine #9 kutlamalarına Proenza Schouler‘in sert bir şıklık yaratan siyah deri tulumuyla katılan Chloë Sevigny‘nin, bu alışılmadık kıyafeti karışık yorumlara neden oldu. Aslında Chloë‘nin bu seçiminden pek de haksız sayılmazdı, sonuçta o tulum geçen senenin ilkbahar yaz koleksiyonunda içinde beyaz bir gömlekle yer almıştı. Yine de yazın ortasında baştan aşağı simsiyah deri giymek? Biraz düşündürücü bir durum…

Tam Chloë dikkatleri üzerine çekmişken, Emma Watson Harry Potter’ın yeni filminin galasında yine bir Proenza Schouler tasarımı ile göründü ve tahmin edileceği gibi o elbise de tamamen deriydi. Ama, ya gözümüz alıştığından ya da Emma’nın daha hafif bir parça seçmesinden olsa gerek bu sefer tuhaf gelmedi, hatta Emma o kıyafeti sayesinde en güzel giyinmişler arasında baş sıralarda yer almayı bile başardı. Siyah deri halter üst ve beyaz deri mini etekten oluşan bu elbise, güneş altında ışıldayan tenini ortaya çıkarmış ve derinin ağır görüntüsünü yok etmişti. Her ne kadar Chloë Sevigny‘nin yenilikçi ve isyankar tarzına şapka çıkartılsa da, Proenza Schouler‘i şimdilik en iyi dengeleyen isim kesinlikle Emma Watson. Mary Kate Olsen, Lindsay Lohan gibi herşeyi denemeye hazır isimlerin de üstünde ceket, etek gibi daha ufak parçalar halinde kendini göstermesinden sonra, Proenza Schouler‘in deri ağırlıklı Resort 2010 koleksiyonu şimdiden bu senenin ‘it look’u oldu.

Durum böyle olunca artık modadaki önemli bir kural daha yıkıldı diyebiliriz. İyi mi kötü mü olduğunu ise önümüzdeki aylarda gelen yorumlar gösterecek.

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License